Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde Nicolás Maduro’nun görevden uzaklaştırılması, Venezuela’daki petrol, doğal gaz ve madencilik sektörlerine yönelik şirket ilgisinin yeniden artmasına yol açmıştır. Venezuela’nın kaynaklarının önemli bir bölümü, Kolombiya ile paylaştığı 2.219 kilometrelik geçirgen sınır boyunca bulunmaktadır. Bu sınır, tarihsel olarak her iki ülkenin ekonomik kalkınması açısından büyük önem taşımıştır. Ancak sınır bölgesi aynı zamanda silahlı grupların da ilgisini çekmiştir. Son yıllarda bu gruplar, Bogotá ile Caracas arasındaki gergin ilişkilerden yararlanarak uyuşturucu kaçakçılığı, haraç toplama ve yasa dışı madencilik gibi sınır ötesi suç ekonomilerinin kontrolü için rekabet etmişlerdir.
24 Nisan’da Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro ile Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez Caracas’ta bir araya gelmiş ve ortak enerji projelerinin yeniden başlatılması ile sınır boyunca faaliyet gösteren silahlı gruplara karşı mücadele çabalarını da içeren bir dizi anlaşma imzalamıştır. Ancak bu anlaşmalar uygulamaya geçirilene kadar, çıkarma faaliyetlerine yönelik altyapı ve çalışanlar silahlı grupların saldırılarına karşı savunmasız kalmaya devam edecektir. Bu tehdit özellikle sınır bölgesindeki baskın güç olan Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) açısından geçerlidir.
Bogotá ve Caracas’ın güvenlik alanındaki iş birliği çabalarını nihayet artırmaları durumunda, bu girişimlerin en etkili sonuçları büyük ihtimalle sınırın orta ve kuzey kesimlerinde görülecektir. Bu bölgelerde ELN’nin üstünlüğüne meydan okuyan diğer silahlı grupların varlığı, nispeten gelişmiş kara yolu, havaalanı, demiryolu ve liman altyapısının bulunması ve ABD, Kolombiya ile Venezuela’nın çıkarlarının örtüşmesi, iş birliğinin silahlı grupların faaliyetlerini zayıflatma konusunda daha somut sonuçlar vermesini muhtemel kılmaktadır. Dolayısıyla bu bölgelerdeki güvenlik iş birliği, sınırın her iki tarafında petrol ve doğal gaz projelerinin daha güvenli biçimde yeniden faaliyete geçirilmesinin önünü açabilir.
Buna karşılık, sınırın güney kesimindeki uzak Amazon bölgelerinde bu tür bir iş birliğinin anlamlı bir fark yaratması çok daha düşük bir ihtimaldir. Bu bölgelerde kara yolu altyapısının neredeyse hiç bulunmaması, güvenlik güçlerinin sınırlı kapasitesi, yaygın yolsuzluk ve madencilik sektöründe silahlı grupların tartışmasız hâkimiyeti, her türlü iş birliğinin başarı şansını azaltmaktadır. Bogotá ve Caracas’ın güvenlik konularında ne ölçüde iş birliği yapacağından bağımsız olarak, madencilik şirketleri ve tüccarlar açısından Venezuela’nın güneyinden mineral çıkarmak veya dağıtmak ne uygun ne de tavsiye edilebilir olacaktır. Ancak yüksek güvenlik maliyetlerini, faaliyetleri için ödemeleri gereken haraçları ve bölgede sistematik biçimde gerçekleşen insan hakları ile çevre koruma standartları ihlallerinden kaynaklanan uyum risklerini üstlenmeye hazır olmaları hâlinde durum farklı olabilir.
Her hâlükârda, iş birliğinin yeniden canlandırılması kesin olmaktan uzaktır. Ön sonuçlara göre Kolombiya’da 21 Haziran’daki ikinci tur seçimleri çok küçük bir farkla kazanan sağcı aday Abelardo de la Espriella, Venezuela’daki Rodríguez yönetimiyle herhangi bir ilişkiyi reddetmiştir. Ancak iki hükümet arasındaki ilişkilerin geleceği, Venezuela’daki siyasi gelişmelere ve Washington’un her iki ülkeyi etkileme kapasitesine de bağlı olacaktır.
Sınırın orta ve kuzey kesimleri şiddetin yoğunlaştığı bölgeler olmakla birlikte, daha etkili iş birliği için bir fırsat sunmaktadır.
İstikrar Değerlendirmesi
Kolombiya’da kıyıdaki La Guajira’dan Arauca departmanına, Venezuela’da ise Zulia’dan Apure eyaletine kadar uzanan sınır bölgesi; petrol, kömür ve doğal gaz açısından zengindir. Ayrıca tarım ve büyükbaş hayvancılık için elverişli topraklara sahip olup kara yolları, limanlar, havaalanları ve demiryolları gibi önemli altyapıları barındırmaktadır. Bu bölge, her iki ülkenin ekonomik kalkınması ile güvenliğini birbirine bağlamaktadır. Bunun bir örneği, Kolombiya’nın La Guajira departmanından Venezuela’daki Maracaibo’ya uzanan Antonio Ricaurte doğal gaz boru hattıdır. Bu boru hattı, silahlı grupların saldırıları ve iki ülke arasındaki ilişkilerin kötüleşmesi nedeniyle yaklaşık on yıl önce terk edilmiş; ancak yakın dönemde iki hükümet hattın yeniden faaliyete geçirilmesi için görüşmelere başlamıştır.
Bununla birlikte bölge, çok sayıda silahlı grup arasındaki çatışmaların da merkez üssüdür. Kolombiya’da Catatumbo bölgesi, koka ekimi ve kokain üretiminin ana merkezi olup Karayipler üzerinden gerçekleştirilen uluslararası uyuşturucu kaçakçılığının önemli güzergâhlarının başlangıç noktasıdır. Silahlı gruplar ayrıca Kolombiya’nın Boyacá, Cesar, La Guajira ve Norte de Santander bölgelerindeki kömür madencileri ve taşımacılarından, Venezuela’da ise Táchira ve Zulia eyaletlerinde haraç toplamaktadır. Bir diğer önemli çatışma odağı ise Kolombiya’daki Arauca departmanı ile Venezuela’daki Apure eyaleti arasındaki bölgedir. Bu alan da uyuşturucu kaçakçılığı açısından önem taşımaktadır; ancak özellikle hayvancılık ve petrol sektörlerinden haraç alınması bakımından daha kırılgan durumdadır (aşağıdaki haritaya bakınız).

Venezuela – Kolombiya sınırında madencilik alanında faaliyet gösteren işçilere yönelik yapılan saldırıları gösteren harita. 1 Ocak 2018 – 12 Haziran 2026 arasında…
Yasa dışı madencilik ve uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetlerindeki büyümenin yanı sıra Venezuela’daki siyasi korumadan da güç alan ELN, Halk Kurtuluş Ordusu (EPL), Los Rastrojos çetesi, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri’nin (FARC) Genel Merkez Kurmaylığı (EMC) bünyesindeki ayrılıkçı grupları ve Estado Mayor de Bloques y Frente’yi (EMBF) hedef alan savaşlar yürüttükten sonra sınırın her iki tarafındaki en baskın silahlı grup hâline gelmiştir. ACLED verilerine göre grup, 2018’den bu yana Kolombiya’nın sınır departmanlarındaki 216 belediyenin 84’ünde ve Venezuela’nın sınır eyaletlerindeki 75 belediyenin neredeyse yarısında varlık göstermektedir.
ELN’nin güçlü konumuna rağmen, diğer silahlı gruplar sınırın kuzey ve orta kesimlerinde örgütün kontrolüne meydan okumaktadır. Sınırın Venezuela tarafında zayıflamış olsalar da FARC ayrılıkçıları hâlen Norte de Santander ve Arauca bölgelerinde faaliyet göstermektedir. Buna ek olarak, Gulf Clan’ın Karayip kıyıları boyunca genişlemesi, Autodefensas Conquistadoras de la Sierra Nevada (ACSN) ile bir çatışmayı tetiklemiştir. Bu durum özellikle Cesar ve La Guajira departmanlarını etkilemiş, ancak çatışma zamanla Norte de Santander’e doğru kaymıştır. Burada, Catatumbo bölgesinin kontrolü için ELN ile EMBF arasında süren çatışmada yeni bir cephe açma riski bulunmaktadır (aşağıdaki haritaya bakınız).

Kolombiya-Venezuela hattı boyunca üslenmiş olan silahlı gruplar
Sınırın Venezuela tarafında, özellikle Zulia ve Táchira eyaletlerinde, yerel çeteler haraç toplama, adam kaçırma, uyuşturucu kaçakçılığı, kaçakçılık ve göçmen kaçakçılığı gibi suç faaliyetlerinde bulunmaktadır. ACLED verilerine göre, son birkaç yıl içinde bu grupların sayısı ve faaliyet düzeyi azalmıştır. Mart 2024’te ACLED ile görüşen bir Venezuelalı güvenlik uzmanı, bunun nedeninin Chavista siyasi desteğini kaybeden yerel çetelere karşı Maduro hükümetinin yürüttüğü operasyonlar ile ülke ekonomisinin genel çöküşü ve bunun sonucunda milyonlarca kişinin ülkeyi terk etmesinin birleşik etkisi olduğunu belirtmiştir. Buna rağmen ACLED, 2025’ten bu yana yalnızca Zulia eyaletinde bir düzineden fazla aktif suç örgütü kaydetmiştir. Bunlar arasında colectivos grupları ile ELN de bulunmaktadır. ACLED’in Mayıs 2026’da görüştüğü bir insan hakları savunucusuna göre, bu iki yapı bazen birbirinden ayırt edilemeyecek kadar iç içe geçmektedir.
Çatışmanın Seyri
Geçtiğimiz yıl ELN’nin Catatumbo bölgesinde EMBF’ye karşı başlattığı saldırı, ACLED kayıtlarına göre Norte de Santander departmanındaki silahlı grup kaynaklı şiddet faaliyetlerinde %73’lük bir artışa yol açmıştır. Kolombiya Ombudsmanlık Ofisi’ne göre ise bu saldırılar sonucunda 73.000’den fazla kişi yerinden edilmiştir. Benzer şekilde, Cesar ve La Guajira departmanlarında da şiddet düzeyleri artış göstermiştir (aşağıdaki haritaya bakınız). Bu artış, ACSN ile Gulf Clan arasındaki çatışmanın şiddetlenmesinin yanı sıra, ELN’nin bu departmanların bazı bölgelerinde kontrolünü sürdürme ve kömür demiryolu hattından haraç toplama girişimlerinden kaynaklanmıştır. Bu çatışmaların 2026 yılında azaldığına dair herhangi bir işaret görülmemektedir.
Petro hükümeti ise, 2024 yılında bu gruplarla yürütülen barış görüşmelerinin çökmesinin ardından ELN ve FARC’ın EMC yapılanmasına karşı askerî baskıyı yeniden başlatmıştır. Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden göreve dönmesinden bu yana, hava bombardımanlarını da içeren askerî operasyonlarını Norte de Santander, Arauca ve Cesar departmanlarında yoğunlaştırmıştır.

2024’e oranla 2025’de sınırın Kolombiya tarafınıın Kuzey ve Merkez hatlarında şiddet olayları azalma yerine artış eğilimi göstermiştir.
Venezuela’nın kuzey eyaletlerinde çete kaynaklı şiddet olayları 2019’dan bu yana azalmaktadır (aşağıdaki grafiğe bakınız). Bununla birlikte, çetelerin Venezuela’daki siyasi değişimden yararlanarak Ocak 2026’dan itibaren Zulia eyaletinde haraç amaçlı saldırıları ve adam kaçırma olaylarını artırdığı görülmektedir. Ülkede yaşanacak herhangi bir ekonomik canlanmadan da yararlanarak bu faaliyetleri daha da canlandırmaları muhtemeldir.
Venezuela’da faaliyet gösteren Kolombiyalı silahlı gruplara gelince, bu grupların sivillere yönelik şiddet eylemleri 2023’ten bu yana azalmıştır. Buna karşılık, güvenlik güçlerinin operasyonları 2025 yılında Apure, Táchira ve Zulia’nın kuzey eyaletlerinde yoğunlaşmıştır. Bu değişim büyük olasılıkla Maduro’nun, 28 Temmuz 2024 seçimlerinde tartışmalı şekilde yeniden seçilmesinin ardından uluslararası meşruiyetini yeniden kazanabilmek amacıyla uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede somut sonuçlar ortaya koymaya çalışmasından kaynaklanmıştır.

Venezuela’nın Kuzey vilayetlerinde faaliyet gösteren silahlı grupların şiddet grafiği
Riskler ve Sonuçları
Sınırın her iki tarafında faaliyet gösteren Kolombiyalı silahlı gruplara karşı yürütülecek herhangi bir ortak operasyon önemli riskler taşımaktadır:
ELN’nin yeni bir savaş cephesi daha açmak kendi çıkarına olmasa da, Caracas’tan gelecek artan askerî baskı karşısında pasif kalmayacaktır. Örgüt yalnızca güvenlik güçlerinin ateşine karşılık vermekle kalmayacak, aynı zamanda yerel halkın desteğini çektiğini ve güvenlik operasyonlarına katkı sağlayan bilgiler verdiğini düşünmesi hâlinde sivillere karşı misillemede de bulunacaktır. Bu nedenle ELN’ye karşı yürütülecek askerî bir operasyon, hâlihazırda hükümet yanlısı bir paramiliter yapı görünümündeki örgütü fiilen iki ülkeye yayılan bir gerilla hareketine dönüştürecektir. Böyle bir durumda örgüt, dayanabileceği sosyal, siyasi ve ekonomik aktörlerden oluşan bir ağa sahip olacağından, yalnızca askerî yöntemlerle ortadan kaldırılması son derece güç olacaktır.
ELN çatışmadan kaçınarak insan gücünü Catatumbo’dan çekse bile, büyük ihtimalle varlığını diğer ihtilaflı bölgelerde güçlendirecektir. Bu da La Guajira’da Gulf Clan ve ACSN ile, Arauca ve Apure’de ise EMC ile yaşanan çatışmaları daha da körükleyecektir.
Ortak bir operasyonun ELN’nin Catatumbo’daki varlığını zayıflatmayı başarması durumunda ise Norte de Santander, diğer silahlı grupların ELN’nin kontrol ettiği bölgeleri ve kaçakçılık güzergâhlarını ele geçirme girişimlerine karşı daha savunmasız hâle gelecektir. Bu durum sivilleri söz konusu grupların şiddet içeren ilerleyişine maruz bırakacaktır.
Güvenlik alanındaki iş birliği hem iki hükümetin hem de özel sektörün çıkarınadır. Nispeten gelişmiş altyapının varlığı ve ELN’nin otoritesinin tartışmalı olması, sınırın her iki tarafında ortak bir güvenlik stratejisinin uygulanmasını daha mümkün kılmakta ve bu stratejinin Norte de Santander, Táchira ve Zulia’da ELN’nin faaliyetlerini zayıflatma ihtimalini artırmaktadır. Bu da iki ülke arasında ortak yürütülecek enerji projelerinin yeniden faaliyete geçirilmesi için gerekli güvenlik garantilerini sağlayabilir.
Buna karşılık Bogotá ile Caracas arasında koordinasyondan yoksun uygulamaların sürmesi, yalnızca ELN’nin Catatumbo’daki saldırılarını devam ettirmesine imkân tanımakla kalmayacak, aynı zamanda Antonio Ricaurte doğal gaz boru hattını da silahlı grupların Arauca ve La Guajira’daki petrol ve kömür sektörlerine uyguladığı türden haraç faaliyetlerine açık hâle getirecektir. Bu durum ise yabancı yatırımları caydıracaktır.
Sınırın Güney Kesimi Yasa Dışı Madenciliğin Merkezi Konumundadır
İstikrar Değerlendirmesi
Amazon havzasındaki güney sınır bölgeleri, nehirler üzerinden gerçekleştirilen uyuşturucu kaçakçılığı güzergâhları ve yasa dışı madencilik faaliyetleri için son derece elverişli, ulaşılması zor alanlar sunmaktadır. Bu faaliyetler özellikle altın madenciliğini ve giderek daha fazla şekilde yeşil enerji dönüşümü açısından kritik öneme sahip kalay, tungsten, tantal ve nadir toprak elementleri gibi minerallerin çıkarılmasını kapsamaktadır.
2016 yılında Maduro hükümeti, azalan petrol gelirlerini telafi etmek amacıyla madencilik sektörüne yeni yabancı yatırımlar çekmek için ülke topraklarının %12’sini kapsayan dev bir proje olan sözde Orinoco Madencilik Kuşağı’nı oluşturmuştur. Daha sonra bölgede faaliyet gösteren suç çetelerini bastırmak ve düzeni sağlamak amacıyla ELN’nin yardımına başvurmuştur. Güney Venezuela’daki çevresel ve insani krizi belgeleyen araştırma ve savunuculuk kuruluşu SOSOrinoco’nun kurucusu Cristina Burelli’ye göre bu durum, ELN’nin güney Venezuela’da hızla genişlemesine yol açmıştır.
Aradan geçen on yılın ardından Venezuela benzer bir çıkmazla yeniden karşı karşıya kalmıştır. Ancak bu kez ABD’nin yabancı terör örgütü olarak değerlendirdiği ELN, yabancı yatırım çekmenin önündeki en büyük engel hâline gelmiştir.
ELN ve FARC ayrılıkçıları uzun süredir Kolombiya’nın Guainía ve Vichada departmanları ile Venezuela’nın Amazonas ve Bolívar eyaletleri arasındaki sınır boyunca faaliyet göstermektedir (aşağıdaki haritaya bakınız). Ancak yaklaşık on yıl önce bu gruplar Amazonas ve Bolívar’ın iç kesimlerine doğru ilerleyerek yerel çetelerle çatışmalara girmiş ve yerli halk topluluklarına karşı sistematik şiddet eylemleri gerçekleştirmiştir.
Bunlardan bazıları — örneğin Pemon halkı — silahlı grupların, mineral taşıyan teknelerden zorla para almak amacıyla kendi topraklarına girmelerini engellemek için öz savunma milisleri kurmuştur.
Bugün ELN’nin varlığı daha az görünür durumdadır; ancak Burelli’ye göre örgütün etkisi Kolombiya sınırından başlayıp Guyana sınırındaki San Martín de Turumbán’a kadar doğuya uzanmaktadır. Bu bölgelerde, sindicatos olarak bilinen güçlü Venezuelalı çeteler ile Tren de Aragua da faaliyetlerini sürdürmektedir.

Kolombiya – Venezuela sınırının güney kesiminde silahlı grupların karıştığı şiddet olaylarının lokasyonları
Uzun yıllar boyunca ELN, FARC ayrılıkçılarının İkinci Marquetalia yapılanmasına bağlı Acacio Medina Cephesi ile bir ittifak sürdürmüştür. Bu ittifak esas olarak uyuşturucu kaçakçılığı güzergâhlarının paylaşılması ve madencilik sahalarının bölüşülmesi sonucunu doğurmuştur. Ancak ELN bu ittifakı 2025 yılında bozmuş ve bu durum Amazonas eyaletinin farklı bölgelerinde bir nüfuz mücadelesini tetiklemiştir.
Çatışmanın Seyri
2020 yılından bu yana Bolívar ve Amazonas eyaletlerinde şiddet önemli ölçüde azalmıştır. Ancak bu durum, ELN’nin söz konusu eyaletlerin batı kesimlerinin büyük bölümünde üstünlüğünü başarıyla tesis etmesini, doğuda ise diğer suç gruplarıyla belirli bir dengeye dayalı toprak paylaşımını ve Venezuelalı yetkililerle işleyen bir ilişki geliştirmesini yansıtmaktadır. ACLED, sınırın güney kesiminde 2025 ve 2026 yıllarında yalnızca sınırlı sayıda şiddet olayı kaydetmiştir. ELN ile İkinci Marquetalia’nın 2025 yılında birkaç kez çatışmasına rağmen şiddet önemli ölçüde tırmanmamıştır. Bununla birlikte bu çatışmalar, Venezuelalı yetkililer üzerindeki müdahale baskısını artırmıştır. Sonuç olarak güvenlik güçleri, 2022’den bu yana ilk kez Kolombiyalı silahlı gruplara ait uyuşturucu laboratuvarları ve kamplarına yönelik operasyonlar gerçekleştirmiştir.
Daha yakın dönemde yetkililer yasa dışı madencilik faaliyetlerine karşı da mücadeleyi yoğunlaştırmıştır. Las Claritas madencilik bölgesinde ABD ile ortak bir askerî operasyon başlatılmış ve birkaç gün sonra ABD’nin, “Niño Guerrero” olarak bilinen Tren de Aragua çete liderini öldüren bir hava saldırısı düzenlemesine görünüşe göre izin verilmiştir.
Riskler ve Sonuçları
Sınırın güney kesiminde örgütlü suç, uyuşturucu kaçakçılığı ve yasa dışı madencilik faaliyetleriyle mücadele etmek kısa vadede her iki ülke için, özellikle de Venezuela için, aşılması son derece güç bir meydan okumayı temsil etmektedir. Başlıca zorluklar şunlardır:
Amazon Underworld adlı araştırmacı gazetecilik projesinin kurucusu ve direktörü Bram Ebus’a göre, altın madenciliğinden elde edilen rüşvet ve doğrudan gelirler muhtemelen uyuşturucu kaçakçılığından elde edilen gelirleri aşmaktadır. Bu nedenle saflarında yaygın yolsuzluk bulunan Venezuelalı güvenlik güçlerinin silahlı gruplara yönelik askerî baskıyı artırma konusunda çok az teşviki bulunmaktadır.
Amazon bölgelerinin uzak ve ulaşılması güç yapısı ile kara altyapısının eksikliği, Venezuelalı ve Kolombiyalı birliklerin elindeki imkânlardan daha gelişmiş askerî hava araçları ve nehir operasyon ekipmanları gerektirmektedir.
ELN’nin sınırın geniş kesimleri üzerindeki hâkimiyeti ve yerel toplulukların devlet kurumlarına duyduğu güvensizlik, yerel aktörlerin yetkililerle iş birliği yapmasını zorlaştırmakta ve örgütün misilleme ihtimalini artırmaktadır.
Silahlı grupların varlığı ve faaliyetlerine ilişkin bilgiler sınırlıdır ve son iki yılda daha da azalmıştır. Bunun nedeni, çok sayıda medya kuruluşu ve çatışma izleme örgütünün sansür ve yabancı fon kesintileri nedeniyle faaliyetlerini durdurmak zorunda kalmasıdır. Bu durum hem güvenlik güçleri hem de bölgeye yatırım yapmayı düşünen madencilik şirketleri açısından risklerin tam olarak değerlendirilmesini zorlaştırmaktadır.
Madencilik yasasında yapılan reformlarla madencilik bölgelerini denetlemek üzere uzmanlaşmış bir Ulusal Muhafız biriminin kurulmasına, yeni bir savunma bakanı ve bölgesel generallerin atanmasına ve madencilik alanlarında yürütülen askerî operasyonlara rağmen, sınırın bu bölümündeki tablonun birkaç ay içerisinde değişmesi beklenmemektedir.
Sınırın bu güney kesiminde faaliyetlerini genişletmek veya burada çıkarılan mineralleri dağıtmak isteyen herhangi bir yabancı şirket, altyapı eksikliği nedeniyle yüksek maliyetlerle karşılaşacaktır. Zira bu bölgeden çıkarılan nadir toprak elementleri ve altının büyük bölümü helikopterler veya uçaklarla taşınmaktadır. Ayrıca ACLED ile Nisan 2026’da görüşen araştırmacı gazetecilik kuruluşu OCCRP’nin kıdemli editörü Nathan Jaccard’a göre, bu şirketlerin silahlı grupların varlığıyla karşı karşıya kalmaları, haraç taleplerinin hedefi olmaları, yerel çalışanlarını bu grupların istismarlarına maruz bırakmaları ve devlet kurumları içerisindeki yaygın yolsuzluk ağlarıyla uğraşmaları neredeyse kaçınılmaz olacaktır.
Bazı bölgelerde ise Venezuela Merkez Üniversitesi profesörlerinden Omar Vázquez Heredia gibi yerel uzmanlar, ACLED’e madencilik şirketlerinin büyük ölçekli madencilik faaliyetlerini reddeden örgütlü yerel toplulukların direnişiyle de karşılaşabileceğini belirtmiştir.
Senaryolar: Kolombiya, Venezuela ve ABD’deki Siyasi Gelişmeler Sınır Güvenliği İş Birliğinin Geleceğini Belirleyecek
Kolombiya ile Venezuela arasındaki ilişkilerde görülen iyileşme, ABD’nin her iki hükümete de silahlı gruplara karşı askerî mücadeleyi yoğunlaştırmaları yönündeki artan baskısı ortamında gerçekleşmektedir. Bu durum güvenlik iş birliğinin artırılması için bir fırsat penceresi yaratıyor görünmektedir. Ancak ELN’nin derin siyasi ve askerî bağlantıları ile yıllara yayılan güvensizlik ve koordinasyonsuz politikalar, Petro ve Rodríguez arasında varılan anlaşmaların uygulanmasını ve Petro’nun görev süresinin sona ereceği 7 Ağustos sonrasında da devam etmesini zorlaştırmaktadır. Bu tarihte, kazandığı yönündeki ön sonuçların — şu anda solcu aday Iván Cepeda tarafından henüz resmî ve bağlayıcı kabul edilmemesine rağmen — doğrulanması hâlinde De la Espriella’nın devlet başkanlığı görevinin başlaması beklenmektedir.
Fırsat penceresinin kapanıp kapanmayacağını üç unsur belirleyecektir: Kolombiya’nın yeni devlet başkanının Venezuela ile iş birliğini derinleştirme isteği, Venezuela’daki siyasi geçiş sürecinin seyri ve Washington’un her iki ülkedeki gelişmeleri etkileme kapasitesi.
Kolombiya-Venezuela sınırındaki güvenliğin nasıl yönetileceğine ilişkin iki alternatif senaryo önerilmektedir:
Sağcı De la Espriella ile Rodríguez yönetimi arasındaki ilişkilerin gergin olması muhtemeldir; çünkü De la Espriella Caracas’taki hükümetle ilişkileri güçlendirme ihtimalini reddetmiştir. Aynı zamanda Kolombiya’daki silahlı çatışmayı çözmenin yöntemi olarak askerîleştirmeyi daha da artırmayı önermektedir. Bu yaklaşım, Iván Duque döneminde (2018-2022) Kolombiyalı silahlı grupların Venezuela’da genişlemesine imkân tanıyan koşulları yeniden yaratma riski taşımaktadır. O dönemde bozulan diplomatik ilişkiler ve Kolombiya güvenlik güçlerinin baskısı, gerilla gruplarının Venezuela’ya sığınmasına ve Maduro’nun koruması altında burada güçlenmesine yol açmıştı.
Ancak bu kez Rodríguez yönetimi ELN’nin Venezuela’daki varlığının daha da genişlemesini istememektedir. Bu nedenle Venezuela’da demokratik bir geçiş yaşanmadığı takdirde, silahlı gruplara yönelik askerî baskının sınırın her iki tarafında da artması muhtemeldir. Bununla birlikte bu baskı büyük ölçüde koordinasyonsuz kalacak ve silahlı grupların her iki taraftaki farklı ve eşgüdümsüz askerî baskı düzeylerine uyum sağlamasına imkân tanıyacaktır.
Nitekim Caracas ile Bogotá arasında iş birliği ihtimali düşüktür ve büyük ölçüde Washington’un stratejisine bağlı olacaktır. De la Espriella hükümeti, seçim kampanyası sırasında kendisini açıkça destekleyen Trump’ın ekonomik, siyasi ve güvenlik gündemiyle çok daha uyumlu olacaktır. Teorik olarak Trump, daha güvenli yatırımların önünü açmak amacıyla iki ülke arasında güvenlik alanında daha fazla iş birliğini teşvik etmek için nüfuzunu kullanabilecek konumdadır. Ancak Trump yönetimi şimdiye kadar her ülkeyle ayrı ayrı çalışmayı tercih etmiş ve bu yaklaşımda istisna yapmaya istekli görünmemiştir.
Buna karşılık Washington’un Venezuela’da muhafazakâr bir hükümetin iş başına gelmesine yol açacak bir siyasi geçiş sürecini desteklemesi hâlinde, silahlı gruplara karşı ortak bir askerî operasyon oldukça muhtemel olacaktır. Çünkü bu durumda her iki hükümet de ideolojik olarak uyumlu olacak, Washington ile tam iş birliği içerisinde hareket edecek ve silahlı gruplarla askerî mücadeleyi destekleyecektir. Böyle bir senaryo sınırın her iki tarafında da silahlı grup şiddetinin tırmanmasına yol açabilir; ancak orta vadede bu grupların faaliyetlerini zayıflatma ve sonrasında yatırım fırsatlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlama ihtimali de taşımaktadır. Bununla birlikte Trump’ın demokratik geçişten ziyade istikrar ve ekonomik anlaşmalara öncelik vermesi nedeniyle bu senaryonun 2026 yılının geri kalan bölümünde gerçekleşmesi pek olası değildir.
Bogotá ile Caracas arasındaki daha güçlü bir iş birliği, özellikle sınırın orta ve kuzey kesimlerinde enerji projelerinin uzun vadeli gelişimine katkı sağlayarak ELN’yi zayıflatma konusunda güçlü bir potansiyele sahiptir. Ancak De la Espriella ve Rodríguez hükümetleri arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden kötüleşmesi muhtemel olduğundan, Bogotá’nın sınır boyunca ELN’nin faaliyetlerine ciddi bir darbe vurması daha zor olacaktır. Çünkü örgüt Venezuela’da bir arka üs bulundurmaya devam edecek ve bu durum yabancı şirketlerin iki ülkeyi kapsayan enerji projelerine yatırım yapmasını daha tehlikeli hâle getirecektir.
Bununla birlikte hiçbir senaryo, Venezuela’nın güneyindeki madencilik sektörünün karşı karşıya olduğu sorunları çözmeyecektir. Bu bölgede faaliyet gösterecek şirketler yüksek güvenlik maliyetlerini, operasyonları için ödemeleri gereken haraçları ve Venezuela’dan mineral çıkarmanın veya dağıtmanın beraberinde getireceği insan hakları ile çevre koruma standartları ihlallerini üstlenmek zorunda kalacaktır. Venezuela’daki Chavista rejimin tamamen ortadan kaldırılması gibi düşük ihtimalli bir durumda bile, ülkedeki madencilik sektörünü kontrol eden örgütlü suç gruplarını etkili biçimde dağıtabilecek güvenilir bir siyasi ve güvenlik aygıtının kurulması yıllar alacaktır.
Kaynak: ACLED



