ABD ordusu, Orta Doğu’daki operasyonlar hakkında bilgi sahibi iki Amerikalı yetkiliye göre İran savaşının yarattığı baskı altında zorlanıyor. Yetkililerden biri, bu baskının ordunun Başkan Donald Trump’ın nisan ayı başında sona ereceğini söylediği savaşı etkili biçimde sürdürme kabiliyetinde bir “çöküşe” yol açabileceği uyarısında bulundu.

Çatışma bölgeyi sararken ordu giderek uzayan bir sorunlar listesiyle mücadele ediyor: İran’ın Orta Doğu’daki ABD üslerine ve savaş gemilerine yönelik saldırıları, azalan savunma mühimmatı stokları, artan kayıplar, gemilerdeki bakım sorunları, askerlerin uzun süreli görevlendirilmesi, karmaşık lojistik süreçler, düşen moral ve askerler üzerinde ağır bir bedel yaratan, ordunun savaşa hazırlığını zedeleyen ve zorlanan Pentagon bütçesine yük bindiren çok sayıda başka mesele. Bütün bunlar Trump yönetiminin aylardır yaptığı iyimser açıklamalarla çelişiyor.

Her iki yetkili de istihbarat raporlarına göre İran’ın ağır ekonomik baskıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. İlk yetkili, İran’ın son dönemde savaş gemilerine balistik füzelerle düzenlediği saldırıları, ABD’deki ara seçimler öncesinde Amerika üzerindeki ekonomik baskıyı artırmayı amaçlayan “ya hep ya hiç” stratejisi olarak nitelendirdi. Hangi ülkenin “önce geri adım atacağının” belirsiz olduğunu söyledi.

Trump pazar günü, yönetimin Venezuela’da yürüttüğü yeni sömürgeci kaynak gaspına benzer biçimde ABD’nin İran’da “kalıp petrolü alabileceğini” öne sürdü. İkinci yetkili, ABD’nin İran’ı işgal etmesinin “neredeyse imkânsız” olduğunu ve bu düşüncenin “açıkça saçma” olduğunu söyledi.

Daha önce The Intercept’in bildirdiği üzere İran’ın saldırı amaçlı insansız hava araçları ve gelişmiş balistik füzeler kullanarak ABD’nin Orta Doğu’daki hava savunmasını aşırı yük altında bırakma kabiliyeti, ABD ordusunu kırılgan bir duruma soktu. İlk yetkili, Trump yönetiminin İran’ın askerî gücünü yeterince kavrayamadığını söyledi. Diğer yetkili ise savaş konusunda “tam bir planlama eksikliğine” dikkat çekti. Pentagon’un resmî istatistiklerine göre yalnızca 7 Temmuz’dan bu yana İran saldırıları yüzlerce Amerikalının ölümüne veya yaralanmasına yol açtı.

Yetkililer, İran’ın 28 Şubat’ta bölgenin en kritik lojistik merkezi olan Bahreyn’in Manama kentindeki donanma tesislerini füze ve insansız hava araçlarıyla vurmasının, ordunun azami kapasiteyle faaliyet gösterme kabiliyetini çatışmanın ilk saatlerinde felce uğrattığını söyledi. Pentagon aylar boyunca saldırıların askerî operasyonları önemli ölçüde etkilemediğini iddia etti. Ancak Deniz Kuvvetleri Bakan Vekili Hung Cao geçen hafta, “Bahreyn’i fena hâlde havaya uçurdular,” diye itiraf etti. Saldırının üzerinden altı aydan fazla zaman geçmesine rağmen Bahreyn Deniz Destek Üssü hâlâ harabeye dönmüş durumda. Donanmanın en yüksek rütbeli subayı Deniz Harekâtları Komutanı Amiral Daryl Caudle, yakın tarihli bir personel toplantısında, “Yakın zamanda oraya geri dönemeyeceğiz,” dedi.

Wall Street Journal’ın daha önce yaptığı bir araştırma, ABD Donanmasının Beşinci Filo karargâhını, kışlalarını ve Bahreyn Deniz Destek Üssü’ndeki iletişim kulelerini yeniden inşa etmenin 400 milyon dolardan fazlaya mal olabileceğini ortaya koydu. İkinci yetkili, yeniden inşa girişiminde bulunulması hâlinde bunun bile düşük bir tahmin olabileceğini söyledi. ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı, maliyet tahminine ilişkin soruları yanıt vermeyen Merkez Komutanlığına yönlendirdi.

Trump, İran donanmasının yok edilmesini savaşın en önemli başarılarından biri olarak öne çıkardı ancak yetkililer, bölgedeki ABD deniz kuvvetlerinin maruz kaldığı ağır baskıya dikkat çekti. Beşinci Filo’nun ana üssünün devre dışı kalması ve bölgedeki diğer limanların İran füzeleriyle insansız hava araçlarının menzilinde bulunması nedeniyle Donanma, aynı anda konuşlandırılmış 24’ten fazla gemiden oluşan bir filoyu ayakta tutmak gibi zorlu bir görevle karşı karşıya kaldı. Bu filoda iki dev uçak gemisinin yanı sıra çok sayıda güdümlü füze destroyeri ve kruvazörü, saldırı denizaltısı ve ikmal gemisi bulunuyor.

Uçak gemileri nükleer enerjiyle çalışsa da üzerlerindeki uçaklar ve helikopterlerle diğer gemiler her hafta milyonlarca galon yakıta ihtiyaç duyuyor. Gemilerdeki denizciler için de yüz binlerce öğün yemek gerekiyor. Bu, Donanma gemilerinin Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia Adası’nda uzun zamandır bulunan ABD üssünden 2.000 milden fazla mesafe boyunca malzeme taşımasını gerektiriyor. Savaş Bakanlığının pazartesi günü yayımlanan bir başmüfettiş raporu, “deniz üsleriyle destek limanlarındaki değişikliğin önemli zorluklar yarattığını” belirtti. Raporda özellikle “lojistik destek ve altyapının Diego Garcia’ya kaydırılmasıyla ilgili soruna” ve “14 ila 18 günlük lojistik döngüler gerektiren uzun deniz yolculuklarının” yarattığı güçlüklere dikkat çekildi.

İkinci yetkili, “Bu zor ve nihayetinde sürdürülemez,” dedi. The Intercept’e, Beyaz Saray’ın İran’ın Donanmadan önce “çökeceği” yönündeki varsayımının henüz doğrulanmadığını söyledi.

Donanmanın yalnızca 11 uçak gemisi taarruz grubu var. Uzayan görevlendirmelerin yarattığı baskı sürerken en eski uçak gemisi USS Nimitz’in hizmet süresi uzatıldı. Şimdiye kadar 11 uçak gemisi taarruz grubundan dördü savaş sırasında Orta Doğu’ya konuşlandırıldı. Kalan uçak gemilerinden bazıları kapsamlı onarımlardan geçiriliyor ve yıllarca yeniden göreve hazır olmayacak.

USS Gerald R. Ford Uçak Gemisi Taarruz Grubu, Venezuela’nın işgalini de kapsayan ve rekor kırarak 11 ay süren görevini tamamladı. Normal şartlarda bir uçak gemisi, mürettebatının dinlenebilmesi için yaklaşık ayda bir limana uğrardı. Bir Başkanlık Birlik Takdirnamesine göre gemi, Orta Doğu’daki görevi boyunca “düşman füzeleri ve tek yönlü saldırı insansız hava araçlarının sürekli tehdidi” altındaydı.

İran savaşının ilk dönemlerinde Ford, çamaşırhanede çıkan yangın ve arızalanan yangın söndürme sistemi nedeniyle ağır hasar gördü. Mürettebat yaklaşık 30 saat boyunca yangına elle müdahale etmek zorunda kaldı. Yangın, hava operasyonlarını iki gün durdurdu ve hasar nedeniyle yaklaşık 600 denizci yataklarını kullanamaz hâle geldi. Donanma yangında az sayıda kişinin yaralandığını iddia etti ancak kısa süre sonra 200’den fazla denizcinin dumandan etkilenme veya kesikler nedeniyle tedavi gördüğüne ilişkin haberler çıktı.

Ford yıllardır sıhhi tesisat sorunlarıyla da boğuşuyor. Yalnızca 2025’teki dört günlük bir dönemde 205 arıza yaşandı. Ford, Karayipler’den ayrılmadan önce gemideki yaklaşık 650 tuvalette sürekli sorunlarla karşılaşıyordu. CNN’in elde ettiği görüntülere göre uçak gemisi Orta Doğu’da da tıkanmış ve dışkıyla dolmuş tuvalet sorunları yaşadı.

Bir başka uçak gemisi USS Abraham Lincoln, dokuz aylık görevinin büyük bölümünü hiçbir limana uğramadan denizde geçirdi. Bu durum yaygın moral sorunları, ikmal yetersizliği ve intihar girişimlerine ilişkin haberlere yol açtı; en az bir mürettebat üyesi denize düştü. Aileler, 11 Ağustos’ta San Diego’da düzenlenen bir toplantıda sevdikleri hakkında Deniz Kuvvetleri Bakan Vekili Cao’ya derin kaygılarını dile getirdi. Ancak Trump, denizcilerle ilgili kaygıları önemsemeyerek Lincoln’ün görev süresinin “yeterince uzun bile olmadığını” söyledi. Lincoln’ün yerini geçen ay USS George Washington aldı; bu da ağır biçimde paslanmış olan Lincoln’ün liman ziyareti için Tayland’a yanaşmasına imkân verdi.

Bu gemiler bölgeden ayrıldı ancak denizciler sürekli tehdit altında kalmaya devam ediyor. Merkez Komutanlığına göre İran Devrim Muhafızları Ordusu bu ay bir ABD uçak gemisini ve güdümlü füze destroyerini balistik füzelerle hedef aldı. CENTCOM, saldırılar hakkında ek bilgi talebine yanıt vermedi.

Trump ile kendisini Savaş Bakanı olarak adlandıran Pete Hegseth’in İran ordusunun yok edildiğine ilişkin aylardır süren iddialarına rağmen ABD’li yetkililerden alınan bilgilere ve İran kaynaklı haberlere göre İran, Orta Doğu genelinde 15’ten fazla üsse saldırdı.

The Intercept’e konuşan ABD’li yetkililere ve çok sayıda basın haberine göre Patriot ve THAAD önleme füzeleri gibi gelişmiş hava savunma füzelerinin stokları o kadar azaldı ki ABD güçleri, Orta Doğu genelindeki ABD ve müttefik hedeflerine yönelen bütün İran füzeleriyle insansız hava araçlarını artık düşürmüyor.

Trump ve Hegseth bu iddialara karşı çıktı. Trump pazartesi günü ABD’nin “tarihimizin herhangi bir dönemindekinden daha fazla üstün ve seçkin silah ürettiğini” yazdı. Ancak daha önce sözü edilen başmüfettiş raporu, çatışmanın “stratejik stok açıklarına yol açtığını ve mühimmat ikmalinde sanayi altyapısındaki darboğazları ortaya çıkardığını” açıklayarak başkanla doğrudan çelişti.

CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper, mayıs ayında Kongreye, “Hem kuvvetlerimizi savunmak hem de çok çeşitli ihtimallere karşı operasyon yürütmek için gereken bütün mühimmata sahibim,” dedi. Ancak Pentagon bile yalnızca 7 Temmuz’dan bu yana 410 Amerikan askerinin öldürüldüğünü veya yaralandığını kabul ediyor. Örneğin İran’ın 17 ve 18 Temmuz’da Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’ne düzenlediği balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarında üç Amerikan askeri öldürüldü. İran’ın 18 Temmuz’da Irak’taki Erbil Hava Üssü’ne düzenlediği insansız hava aracı saldırısında ise düşürülen aracın CENTCOM’un “kontrollü imha” olarak nitelendirdiği şekilde patlatılması sırasında bir asker öldü, bir asker de yaralandı.

Royal United Services Institute’ün mart ayındaki analizine göre ABD ve müttefikleri yalnızca savaşın ilk 16 gününde, büyük miktarda savunma füzesinin de aralarında bulunduğu 11.000’den fazla mühimmat kullandı. Center for Strategic and International Studies’in analizine göre Patriot önleme füzelerinin yaklaşık yüzde 65’i şubat ile temmuz arasında kullanıldı. Savaş öncesindeki toplam 2.330 füzeden geriye 830’dan azı kaldı. THAAD füzelerinin sayısı ise 450’nin üzerinden 270’in altına düştü.

CENTCOM Komutanı Cooper pazar günü azalan stokların yarattığı riskleri küçümsemeyi sürdürdü ve CBS’in 60 Minutes programına Amerikan askerlerinin güvenliği konusunda endişeli olmadığını söyledi. İran saldırılarına karşı savunma hakkında soru sorulduğunda, “Hiç endişeli değilim,” diye yanıt verdi. CENTCOM, gelecekteki saldırılarda Amerikan askerlerinin ölmesi veya yaralanması hâlinde Cooper’ın istifa edip etmeyeceği sorusuna cevap vermedi.

Bahreyn Deniz Destek Üssü’nün yok edilmesinin yanı sıra Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü’nde bulunan Birleşik Hava Harekât Merkezi de savaşın ilk günlerinde İran füzeleri tarafından ağır hasara uğratılarak kullanılamaz hâle getirildi. Her iki tesis de kısa süre önce yeniden saldırıya uğradı; bu durum tesislerden herhangi birinin yeniden inşa edilip edilmeyeceği konusunda soru işaretleri yarattı. İkinci Amerikalı yetkiliye göre İran geçen hafta Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nü de vurarak çok sayıda ABD askerî uçağına zarar verdi. Yetkili, ABD güçlerinin buna karşılık Amerikan askerlerini korumak için “kayda değer” sayıda Patriot önleme füzesi ateşlediğini söyledi.

ABD’li yetkililer, İran’ın Ürdün’ün Suriye sınırının kuzeyinde bulunan ABD askerî karakolu Tower 22’ye de saldırdığını doğruladı. Uydu görüntüleri ile internette dolaşıma giren fotoğraflar ve videolar, üssün ağır hasar gördüğünü gösteriyor. İran destekli bir milis gücünün 2024’te Tower 22’ye düzenlediği insansız hava aracı saldırısında üç Amerikan askeri öldürülmüştü.

İran ayrıca Ürdün’deki Prens Hasan Hava Üssü ve Kral Faysal Hava Üssü ile Kuveyt’teki El-Adiri Üssü, Ahmed el-Cabir Hava Üssü, Camp Doha, Ali el-Salim Hava Üssü ve Camp Arifjan’daki ABD askerî tesislerine saldırdığını söylüyor. Devrim Muhafızları geçen hafta kuvvetlerinin “Ürdün, Bahreyn ve Erbil’deki Amerikan üslerine eş zamanlı olarak saldırdığını” açıkladı. Bu saldırılar arasında “Ali el-Salim Üssü’ndeki Amerikan komutanının karargâhına ve ikametgâhına düzenlenen birleşik füze ve insansız hava aracı saldırısı” da bulunuyordu.

CENTCOM, karakollarına yönelik saldırılar hakkındaki yorum talebine cevap vermedi ve vurulan tesislerin sayısına ilişkin kendi resmî bilançosunu sunmadı. Ancak Pentagon başmüfettişinin raporu, İran saldırılarının “çatışma sırasında Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün’deki ABD üslerinde yüzlerce bina ve yapıya zarar verdiğini veya bunları yok ettiğini” ortaya koydu. Raporda ayrıca dört F-15 savaş uçağı, 12 KC-135 yakıt ikmal uçağı ve sayıları 30’a varan MQ-9 Reaper insansız hava aracı dâhil olmak üzere “onlarca ABD uçağının yok edildiği veya hasar gördüğü” açıklandı.

 

Kaynak: theintercept.com