Görsel: Rusya İçişleri Bakanı Vladimir Kolokoltsev, 14 Ekim 2026’da Ravalpindi’de Pakistan Savunma Kuvvetleri Komutanı Mareşal Asım Münir’le görüşüyor [Dağıtım/Silahlı Kuvvetler Halkla İlişkiler Birimi]

İslamabad, Pakistan – Rusya İçişleri Bakanı Vladimir Kolokoltsev, 14 Ekim’de Ravalpindi’de Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir’le görüşürken dirseklerini dizlerine dayayıp ona doğru eğildi.

Kolokoltsev Pakistan’dayken Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Direktörü Sergey Narışkin de Taliban’ın istihbarat şefi Abdülhak Vasık’la görüşmek üzere Kabil’e uçtu.

Rusya, Pakistan ve Afganistan, resmî olarak toplantılarla ilgili standart açıklamaların ötesinde pek az bilgi verdi. Ancak işaretler açık: Pakistan ve Afganistan, geçtiğimiz yılı karşılıklı ateş açarak ve birbirlerini açıkça tehdit ederek geçirdi. Katar ve Türkiye geçen yıl ekim ayında Doha’da ateşkese aracılık etti, Çin ise nisan ayında Urumçi’de görüşmelere ev sahipliği yaptı; ancak Pakistan içindeki saldırılar devam etti. İslamabad, haziran ve eylül aylarında ve bu ay yeniden Afganistan topraklarını vurdu.

Şimdi Rusya arabulucu olarak devreye giriyor gibi görünüyor.

Moskova’nın Afganistan Özel Temsilcisi Zamir Kabulov, bu ayın başlarında Rusya’nın TASS haber ajansına, her iki tarafın da talep etmesi hâlinde ülkesinin Kabil ile İslamabad arasında barış arabuluculuğu yapmaya hazır olduğunu söyledi.

Pakistan’ın Rusya Büyükelçisi Faysal Niyaz Tirmizi, mart ayında İslamabad’ın Moskova’ya başvurduğunu söyledi. Ancak Taliban, Rusya’nın arabuluculuğunu kamuoyu önünde talep etmiş değil. Bu durum, diğer arabulucuların sonuç almakta zorlandığı bir dönemde Moskova’nın Pakistan ile Afganistan’ı görüşmelere ne ölçüde ve hangi sıfatla yönlendirebileceğine dair soruları gündeme getiriyor.

Karmaşık tarihsel geçmiş de Rusya’nın karşı karşıya olduğu güçlüğü artırıyor.

Diplomatik bir açılım

Pakistan ordusunun medya kanadı Silahlı Kuvvetler Halkla İlişkiler Birimi (ISPR), Ravalpindi’deki görüşmede “ikili güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesine özel önem verilerek karşılıklı çıkarları ilgilendiren meselelerin ve bölgesel güvenlik ortamının” ele alındığını bildirdi.

Açıklamada Afganistan’dan söz edilmedi. Ne Rus yetkililer ne de Taliban, istihbarat şeflerinin neleri görüştüğünü açıkladı. Bununla birlikte Moskova, çatışmalardan duyduğu kaygıyı dile getirdi.

Rusya’nın Kabil Büyükelçiliği, bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Çocuklar da dâhil olmak üzere sivilleri etkileyen, Pakistan ile Afganistan arasında süregelen askerî çatışmadan ciddi kaygı duyuyoruz,” dedi.

Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA), 30 Eylül ile 1 Ekim tarihleri arasındaki Pakistan saldırılarında çoğu çocuk en az 10 sivilin öldüğünü açıkladı.

Geçmiş on yıllarda Rusya’nın Pakistan ile Taliban arasında arabuluculuk yapması fikri düşünülemez olabilirdi. Rusya, Soğuk Savaş boyunca ve hatta Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bile Pakistan’ın birçok kez savaştığı komşusu Hindistan’ın en yakın stratejik ve askerî ortaklarından biriydi; birçok açıdan hâlâ da öyle. Rusya, Afganistan’da ise 1990’lı yıllar boyunca Taliban’a karşı Kuzey İttifakı’nı destekledi.

Ancak Rusya son yıllarda hem Pakistan hem de Taliban’la ilişkilerini önemli ölçüde güçlendirdi. Dönemin Pakistan Başbakanı İmran Han, Rus kuvvetleri 2022’de Ukrayna’yı işgal ettiğinde Moskova’daydı. Geçen yıl Rusya, Afganistan’daki Taliban hükûmetini resmen tanıyan dünyadaki ilk ülke oldu.

Bu değişimlerin ardında; Hindistan’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne yakınlaştığı bir dönemde Rusya’nın Güney Asya’daki seçeneklerini genişletme ve Horasan Vilayeti İslam Devleti ya da IŞİD-H olarak da bilinen IŞİD’in Afganistan kolunun yükselişine karşı koyma isteği bulunuyor. Taliban Afganistan’ı yönetmeye odaklanırken IŞİD-H daha geniş toprak hedefleri taşıyor ve 2024’te Moskova’da yaklaşık 150 kişinin ölümüne yol açan bir saldırı gerçekleştirdi. Taliban ile IŞİD-H birbirlerinin ezeli düşmanıdır.

İslamabad Stratejik Araştırmalar Enstitüsünde (ISSI) araştırma görevlisi olan Taimur Han, Pakistan ile Taliban arasındaki çatışmaların bölgesel istikrarsızlığa yol açtığını ve Moskova’nın bunun silahlı grupların Orta Asya’ya sızmasını kolaylaştırmasından endişe duyduğunu söyledi.

Han, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada, “Arabuluculuk, Moskova’nın bölgedeki nüfuzunu korumasına ve bölge dışı aktörlerin yeniden müdahalesine zemin hazırlayabilecek bir boşluğun oluşmasını önlemesine de yardımcı oluyor,” dedi.

Arabuluculuk neden çıkmaza girdi?

Katar ve Türkiye, geçen yıl ekim ayında Doha’da Pakistan ile Taliban arasında ateşkese aracılık etti. Ancak ertesi ay İstanbul’daki görüşmeler çöktü ve çatışmalar yeniden başladı. İslamabad ayrıca Afganistan içinde hava saldırıları düzenledi. Çin ise nisan ayında Urumçi’de görüşmelere ev sahipliği yaptı.

Türkiye’nin istihbarat şefi İbrahim Kalın, eylül ayı ortasında İslamabad’a gitmeden önce Kabil ve Kandahar’da Taliban yetkilileriyle görüştü.

Bunu 18 Eylül’de Kohat’taki saldırı izledi. Pakistan da 24 Eylül ve 1 Ekim’de Afganistan’ı vurdu.

Orta Asya analisti ve jeopolitik öngörü kuruluşu Nightingale Int’in araştırma direktörü Eldaniz Gusseinov, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada, “Diğer aktörler şimdiye kadar bu çatışmada daha somut arabuluculuk sonuçları elde etti,” dedi.

Rusya’nın kendi girişimi ise 5 Ekim’de Moskova’da düzenlenen toplantıda çıkmaza girdi.

Kabulov, TASS’a yaptığı açıklamada Afgan heyetinin “terörizm” bağlamında Afganistan’dan çok sık söz edilmesine itiraz ettiğini söyledi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Seccad Haydar Han, 9 Ekim’de düzenlenen haftalık basın toplantısında, “Pakistan açısından bu, yalnızca kullanılan ifadelerle ilgili değil, esaslı bir güvenlik meselesidir,” dedi.

Kabil merkezli güvenlik analisti Tamim Bahiss, söz konusu itirazın Kabil’in uzun süredir benimsediği tutumu yansıttığını söyledi.

Bahiss, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada, “Afganistan’ı sürekli olarak terörizmle ilişkilendiren ifadeleri kabul etmek, Kabil’in bugüne kadar ısrarla reddettiği iddiaların kabul edilmesi şeklinde görülebilir,” dedi.

 

Görsel: Moskova’da 5 Ekim 2026’da düzenlenen Afganistan Konulu Moskova Formatı İstişareleri’ne katılan yetkililer [Dağıtım/Pakistan Dışişleri Bakanlığı]

TTP sorunu

Pakistan’ın Afganistan Özel Temsilcisi Muhammed Sadık, Moskova’daki toplantıda “terörizmin” Afganistan’ın sorunlarının merkezinde yer almaya devam ettiğini söyledi.

Afgan medyasına göre Taliban Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki, iki ülke arasındaki sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülebileceğini söyledi.

Pakistan, Pakistan Talibanı ile diğer silahlı grupların Afganistan’da barındığını belirtiyor.

Bahiss, Kabil’in bu iddiayı reddettiğini, topraklarının başka ülkelere karşı kullanılmasına izin vermediğini ve Pakistan’ın güvenlik sorunlarının büyük ölçüde kendi içinden kaynaklandığını savunduğunu söyledi.

Moskova’nın kamuoyuna yönelik uyarıları IŞİD-H üzerinde yoğunlaştı.

Gusseinov, “Rusya’nın Tahrik-i Taliban Pakistan (TTP) konusunda Taliban’a açıkça baskı yaptığı görülmüyor ve Moskova’nın böyle bir baskı uygulaması da pek olası değil,” dedi. TTP, son yıllarda Pakistan’ın maruz kaldığı en ölümcül saldırılardan onlarcasının arkasında bulunan Pakistan Talibanı’nın resmî adıdır.

Gusseinov, Pakistan adına Taliban’a ağır baskı uygulamanın Moskova’nın tarafsız bir arabulucu olarak konumunu ve IŞİD-H’ye karşı Taliban’la kurduğu ortaklığı zedeleyeceğini savundu.

Afganistan ve Pakistan’daki silahlı gruplar ile güvenlik dinamikleri konusunda uzmanlaşmış, İsveç merkezli analist Abdul Sayed, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada, “Rusya’nın öncelikli kaygısı IŞİD-H ve Moskova, Taliban’ın bu gruba karşı yürüttüğü mücadeleden memnun görünüyor,” dedi.

Moskova’nın masaya getirdikleri

Yine de Rusya, önceki arabulucuların sahip olmadığı bir imkâna sahip. Temmuz 2025’te Taliban hükûmetini tanıyan tek ülke oldu.

Taimur Han, bunun Moskova’ya başka bir nüfuz kaynağı sağlayabileceğini söyledi.

Han, “Taliban yönetiminin bu tanınmayı korumaya ve Moskova’yla iş birliğini genişletmeye yönelik isteği, Afganistan’dan faaliyet gösteren TTP ve diğer terör örgütlerine karşı harekete geçilmesini sağlamaya çalışan Rusya’ya ilave nüfuz kazandırabilir,” dedi.

İki taraf mayıs ayında, kamuoyuyla paylaşılmayan bir askerî-teknik anlaşma imzaladı. Kabulov’a göre anlaşma, Taliban’ın hâlihazırda elinde bulundurduğu, çoğunluğu Sovyet ve Rus yapımı olan teçhizatın onarım ve bakımını kapsıyor.

Anlaşmanın imzalanmasından üç gün sonra Taliban Savunma Bakanı Muhammed Yakub, Pakistan’ın yakında artık saldırı düzenlemeye cesaret edemeyeceğini söyledi.

Afganistan hükûmetine göre Pakistan uçakları 9 ve 10 Haziran’da Kunar, Host ve Paktika vilayetlerini vurarak 13 sivili öldürdü.

Analist Gusseinov, “Rusya, Taliban’a diğer bütün büyük güçlerden daha fazla erişime sahip; ancak sahip olduğu gerçek nüfuz, genellikle varsayılandan çok daha sınırlı,” dedi.

Sayed, çatışmalar tırmanırken üst düzey Taliban liderlerinin Rusya ve Hindistan’ı ziyaret etmeyi sürdürdüğünü, bunun da görünüşe göre yeni ittifaklar aracılığıyla Pakistan’ın askerî üstünlüğünü dengeleyebilecekleri mesajını vermeyi amaçladığını söyledi.

Sayed, “Bu ilişkilerin askerî ve siyasi önemi belirsizliğini korusa da Taliban, bu tür diplomatik gelişmeleri Afgan halkına, özellikle de destekçilerine, güçlü oldukları yönündeki imajlarını pekiştiren siyasi başarılar olarak sunuyor,” dedi.

ŞİÖ neden önemli?

Pakistan, 2026-2027 döneminde Şanghay İşbirliği Örgütünün (ŞİÖ) dönem başkanlığını yürütüyor ve 10 üyeli bloğun gelecek yılki zirvesine İslamabad’da ev sahipliği yapacak.

Taliban, üyelerin Kabil’de kapsayıcı bir hükûmet kurulması çağrısında bulunduğu, bu yıl Bişkek’te düzenlenen zirveye davet edilmedi.

Dönemin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi, 16 Temmuz’da Pakistan’ın Afganistan’ın ŞİÖ’ye dâhil edilmesini engelleyip engellemediğine ilişkin bir soruya karşılık, Afganistan’ın öncelikle üye devletlerle diplomatik ilişkiler kurması gerektiğini söyledi.

Pakistan’ın Moskova Büyükelçisi Tirmizi, eylül ayında mevcut Taliban yönetimi altında Afganistan’ın ŞİÖ’ye tam üyeliğini bir seçenek olarak görmediğini belirtti.

Taimur Han, “Dönem başkanlığı, Moskova’nın Pakistan’la ilişkilerine yatırım yapma ve Afganistan konusundaki görüş ayrılıklarını yapıcı biçimde yönetme gerekçelerini güçlendiriyor,” dedi.

Dışişleri Bakanlığı, Taliban’ın gelecek yıl davet edilip edilmeyeceğine ilişkin Al Jazeera’nin sorularını yanıtlamadı.

Bahiss, “Kabil’in Moskova’dan iki ülke arasında arabuluculuk yapmasını açıkça talep ettiği bir durum hatırlamıyorum,” dedi. “Bununla birlikte Kabil’in sürekli diplomasi çağrısında bulunması ve Rusya’yla nispeten yakın ilişkilere sahip olması, Moskova’nın böyle bir rol üstlenmeyi teklif etmesi hâlinde Rus arabuluculuğunu muhtemelen memnuniyetle karşılayacağını düşündürüyor.”

Kaynak: Al-Jazeera